skip to main
|
skip to sidebar
İstanbul
Anasayfa
Kültür Sanat
Fotoğraf Galeri
Günümüz
Tüm Nostalji
İto Galeri
Panoromik 3d
Video Galeri
Blog Galeri
İstanbul Haber
İletişim
ziyaretçiler
Archives
20 Ekim 2013 Pazar
İstanbul'da Hayaller Sahnesi: İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ
İstanbul Oyuncak Müzesi
"
Gelişmiş ülkelerde oyuncak, çocukların hayalleri gelişsin diye alınır; geri kalan ülkelerde ise oyuncak çocuklara oyalansın diye alınır. Oyuncakları hayalleri gelişsin diye alan ülkeler dünyayı yönetir; diğerleri ise onların kapılarında oyalanmaya mahkûmdur. Çocuklarını oyuncaklarla oynatan, hayaller kurdurtan bir ülke medeniyette ileri mi gider, medeniyetten geri mi kalır?
"
Sunay Akın
İstanbul'un Kadıköy ilçesinde Göztepe semtinde oldukça devasa binaların arasında beyaz ahşap köşktedir İstanbul Oyuncak Müzesi. Dev zürafaların karşılıdığı müze insanı zamanda yolculuğa çıkaran, İstanbul'un devasılığı, karmaşılığından hayal dünyasının genişliğine uzanan bir zaman kapsülüne hoşgeldin der kapıdaki kurşun askerler. Bazı müzeler vardır benim için bir seferde hiç bir şey göremediğim tekrar tekrar gitmem gereken müzeler... Arkeolog olmam dolayısıyla bu duyguyu İstanbul Arkeoloji müzesinde hissetmiştim ilk ve defalarca gitmeme rağmen her seferinde bir şeyi gözden kaçırdığımı fark etmişimdir. Oyuncak müzesi de aynı heyacanı uyandırdı bende ve bir kaç kere gitmeden o ayrıntıyı en derinliklerine kadar gördüğümü hissetmeden de gezdim diyemeyeceeğim bir yer. Sunay Akın'ın emekleriyle oluşturulan ve dünyada eşi benzeri olmayan bu müzeyi gezmenizi şiddetle tavsiye ederim hala canlı bir insan olduğumuzu ve büyüdükçe nelerden vazgeçtiğimizi insanlığımızı, hayellerimizi nasıl yitirdiğimizi göreceksiniz. Son olarak müzeye girişte sesli rehber almanızı öneririm Sunay Hocanın anlatımıyla o dünyanın içine giriyorsunuz bir an oyuncakların arasında bir kahraman oluyorsunuz. Oyuncak müzesi albümünü ve adresini aşağıda paylaşıyorum umarım gidersiniz.
Adres:
Göztepe mah. Dr. Zeki Zeren Sokak. No:17 Kadıköy/İSTANBUL
0216 385 36 02
Daha Büyük Görüntüle
Yazan ve Fotoğraflar : Fevzi Telli
Şehr-i İstanbul Facebook Sayfasını
6 Eylül 2013 Cuma
İstanbul'da Mimar Sinan Şaheseri: SÜLEYMANİYE CAMİİ
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir,
Onu en çolpa herifler de emin ol becerir.
Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe' diye,
İki ırgatla iner şimdi Süleymaniye.
Ama gel kaldıralım dendi mi heyhat o zaman,
Bir Süleyman daha lazım yeniden bir de Sinan.
Mehmet Akif Ersoy
Süleymaniye Camii başka nasıl anlatılır ki!
Osmanlı İmparatorluğu'nun cihana nam saldığı, islam sancağının kıtalara yayıldığı, imparatorluğun en ihtişamlı yıllarında Kanuni Sultan Süleyman bu ihtişama yaraşır bir cami arzu eder. Tarih kitaplarından araştırdığıma göre aslında düşündüğü bu yapıt günümüzde Şehzade Camii olarak bildiğimiz camidir. Ancak çok sevdiği Şehzadesi, Hürrem'in göz bebeği Şehzade Mehmet ölünce camiyi onun adına tamamlatır. Ancak içindeki bu özlem dinmiş değildir adına yaraşır, İslam dünyasının güçlü şehri İstanbul'a yaraşır bir cami istemektedir. İşte tam bu zamanlarda 1550
yıllarında bir rüya görür. Rüyasında Allah Resulü'nu görür ve Süleyman'a camiyi nereye yapacağını, kaç kubbeli olacağını, mihrab, minare nasıl olacak her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatır. Heyacan içinde salavat-ı şerifler getirerek, ağlayarak uyanan Süleyman hemen mimar başının yanına çağırılmasını emreder. Mimar Sinan çok geçmeden yanına gelir. Kanuni gördüğü rüyayı anlatır ve bugünkü Süleymaniye semtine gelinir. Ancak Kanuni bazı ayrıntıları unutmuştur unuttuğu o ayrıntıları Mimar Sinan "Padişahım şurası şöyle olsun mu?" sözleriyle tamamlar. Kanuni şaşırır "Mimar Başı haberli gibisin" Mimar Sinan: "Sultanım, siz Hz. Peygamber ile yürürken ben hemen arkanızdaydım" der. Mimar başı Sinan fermanın Sultanı aştığının farkındadır ve hemen işe koyulur.
Süleymaniye Camii'nin gösterildiği tepe ise İstanbul'un yedi tepesinden dördüncüsüdür ve burada dört rakamıyla ilgili ilk sır değildir. Ancak oldukça sivri olan tepe Süleymaniye Külliyesi'ni alacak kadar geniş bir düzlüğü sahip değildir. Mimar Sinan bu sorunu taraçalandırma yaparak aşar. Her ne kadar o semtin adının Süleymaniye olması Kanuni'nin semte olan yatırımları olsa da efsanelere göre Hz. Süleyman'ın da eşi Şemsiye için burada bir saray yaptırdığı da rivayet edilir. İmaretlerin yapılması için devası bir bütçe gerekmektedir hemen vakıf kurulmuştur. Evliya Çelebi anlattığına göre Süleymaniye için nerde usta, zanaatkar var hepsi toplanmış ayrıca esir ve askerlerde vardır. inşasında 2000-3000 işçi çalıştığı söylenir. Caminin temeli törenlerle, hatimlerle başlamış ve dönemin en önemli din adamı
Şeyhülislam Ebussud Efendi'nin ilk taşı temele koymasıyla inşaat başlamış. Evliya Çelebi caminin temelinin 3 yılda atıldığını ve daha sonra bir yıl beklendiğini söyler. Burada Mimar Sinan dehasını döktürmüştür çünkü temel üzerine yapıyı hemen dikmeyerek temelin oturmasını beklemiştir. Temel, içinde insanın rahatlıkla yürüyeceği ızgara sistemi halinde caminin her yerine su taksim edebilecek haznelere ulaşır. Orta kısımda bu yollara açılan ahşap kapaklı menfezler ısıtma ve soğutma sistemidir aynı zamanda. Yapımından beri onlarca deprem görmesine rağmen hiçbir
hasar almaması da bu sağlam temelin bir kanıtıdır. Caminin uzun yıllar kendisinin gözükmemesi ise İran Şahı'na fırsat doğurmuştur. Evliya Çelebi'nin anlattığına göre İran Şahı sandıklar dolusu mücevheri saraya gönderir ve üzerinde bir mektup "Duydum ki camiyi yaptıracak paranız yokmuş alın bu mecevherleri camiyi bitirin" iki ülke arasındaki islam otoriterliğini alma savaşı burada bir güç gösterisine dönüşmüştür. Kanuni ise vakıfa bağışlanan bu mücevherleri geri gönderemez çünkü onun değil vakfın malıdır. Mecevherleri Mimar Sinan'a teslim eder ve "un ufak yapın inşatta kullanın" der. Toz haline getirilen mücevherler o an yapımına başlanan minarelerin birinin harcına karıştırılır. İşte o minare "Cevahir Minare" diye bilinir. Evliya Çelebi "ne zaman güneş çıksa Cevahir Minare parlar" der. Ancak hangi minaredir bilinmez. Cami iki kareye yakın plan içerisinde birine avlu diğerine cami olacak şekilde yapılmıştır. Cami kubbesi zeminden kubbe üzengisine 45 arşın, kubbe alemine ise 66 arşındır. Bu ebced hesabına göre 45 Adem 66 ise Allah lafsını telafuz eder. Kabeye yakın olan minareler arası 92 arşın ki bu da Muhammet ismini ifade eder.
Kubbeye bakacak olursak 32 penceresi vardır ki Mimar Sinan gün ışığı bu camlardan girdiğinde oluşan görüntüyü Azrail as kanatlarına benzetir. Kubbe çok derin anlamlar ifade eder bunlardan ilki "vahdette kesret kesrette vahdet" yani Tek olan Allah'a varıp ondan teferruata dönüşü sembolize eder. Kubbe okunan Kuran- kerimleri ve duaları müminlere aksettirme görevindedir. Allah Resulunu'nun yüce Mevladan aldığı emirleri ümmetine tebliğ etmesini temsil eder. Ancak bütün bunların anlaşılması için iyi bir akustiğe ihtiyaç vardır. Bu noktada Mimar Sinan dehası
orataya çıkar ve kubbenin içine ve köşelerine ağzı içe dönük küpler yerleştirir ve ses dalgalarının geri gönderilmesi muhteşem bir nizam içerisinde gerçekleşir. Mimar Sinan bu noktada çok hassas davranır bu ince akustiği cami ortasına koyduğu nargile fokurtu sesiyle ayarlamaya çalışır ve kubbe çevresine yerleştirdiği işçilerde borular yoluyla bu sesi dinler. Yeri gelir bazı yerleri yıktırıp yeniden yapar Mimar Sinan ancak bu durum dedikodulara da sebebiyet verir. Kanuni'ye Mimar Sinan camiyi yapmaz keyif sürer derler. Kanuni de bir hışımla çı
kar
cami inşatına gelir. söylenildiği gibi Mimar Sinan caminin ortasına nargile içer gibi söylentiler yayarlar. Kanuni bu duruma karşı sert çıkar ve bir ikindi vakti teftişe gider ancak işin aslını anlaması uzun sürmez Mimar Başını affeder. Nargilenin içinde tömbeki olmadığı ve sadece su olduğu görülür. Kubbeyi ve camiyi süsleyen hüsni hatlar ise Ahmet Karahisarı ve öğrencesi Hasan Çelebi'ye aittir. Renkli camlar ise dönemin başka kıymetli sanatkarı Sarhoş ibrahim' e aittir.
Mimar sinan eseri Tezkiretü'l Bünyan'da derki "Süleymaniye kubbesini dört yekpare sütuna taşıttım. Bunları: Kırmızı granit yekpare olan bu taşları Sinan: İskenderiye(Mısır), Baelbek-Lübnan(Fenike) Kız Taşı, Topkapı Sarayı'ndan getirttim." der. Burada Roma, Fenike ve Mısır medeniyetlerine boy gösterisi yaptığı söylenir. Ayrıca bu dört yek pare taşıda dört halifeye benzetir ve şu meşhur mısraları dökmüştür buraya
Oldu Kabe bu
Cami-i Mevcan
Cihar-yar oldu
Bu dört sütun
Sinan bu yapıyı yaparken işin ehli insanların yanı sıra en iyi malzemeyi de kullanmıştır. Ak mermeleri Marmara Adası'ndan, yeşil mermerleri Arabistan'dan, Çinileri İzmit'ten getirtmiştir. Bunun yanı sıra Bizans'dan kalma çok sayıda harabeden de sütun, mermer kullanılmıştır. Cami avlusu 28 revak kubbeli sutundan oluşuyor. Avlu ortsında dikdörtgen mermer bir şadırvan yer alıyor. Üç kapıdan girilen avlunun Kuzey yönündeki kapısı oldukça anıtsaldır. Bu kapı Süleymaniye Camii'nin ihtişamının bir göstergesidir.
Dört minaresi vardır. Kubbeye yakın olanlar daha uzun ve üç şerefelidir. Uzak olan ikisi ise daha kısa ve iki şerefelidir. Bu görüntü camiye piremidel bir hava vermiştir. Ayrıca dört minare olması Kanuni'in İstanbul fethinden sonra 4. sultan olması 10 şerefeli olması Osmanlı'nın 10. padişahı olmasını işaret eder.
Caminin güney tarafında ise Kanuni ve çok sevdiği eşi Hürrem'in türbeleri bulunur.
Mimar Sinan Süleymaniye Camii çok ince ayrıntısına kadar düşünmüştür. Kandillerin arasına Afrika'dan getirilen yaklaşık 300 adet devekuşu yumurtası koymuştur. Bunun sırrı ise kandil aralarına örümceğin ağ yapmamasıdır. Evliya Çelebi Süleymaniye Camii'de 20 bin kandil olduğunu söyler o kadar kandil var mıdır bilinmez ama bu kandillerin isi nereye gider. Ahmet Karahisarı'nın gözünün ferini alan o hat harikalarına sinmez mi? Mimar Sinan yine dehasını konuşturur ve içerde öyle bir hava sirkülasyonu sağlar ki bu isler is
odası denilen ve tam kıbleye bakan kapının üzerinde üç kemerli bir kısım vardır burada dört adet menfez vardır buradan girerek odada toplanır. Zamanla bu odanın duvarları zift, katran bağlamış gibi olur. Sonra bu tabaka duvarlardan kazınır ve çeşitli işlemlerden geçtikten sonra dünyanın en iyi mürekkebi denilen mürekkeb elde edilir. Bu mürekkeble ise Kuran- Kerimler yazılmıştır. Koca Sinan'ın dehasına şaşmamak elde değil günümüzde camiler klimalarla içeriyi
serinletemzken Mimar Sinan aklıyla yazın serin kışın sıcak bir ortam oluşturmuştur. Öyle ki yazın kavurucu sıcağında gittiğimde içeride üşüyecek kadar serinlik kışın ise terleyecek kadar bir sıcak ortamı vardır.
Mimar Sinan kılı kırk yararak yapmaya çalıştığı Süleymaniye Camii başlangıcından yedi yıl geçtikten sonra hala tamamlanamaz ve dedikoducu kesim tekrar iş başına geçer ve Kanuni'ye Sinan camiyi yapmaz başka işlerle oyalanır ve seni oyalar hatta kubbe çökmek üzeredir gibi iftiralar atarlar. Kanuni dayanamaz ve cami inşatını teftişe gelir. Gecikmeden duyduğu rahatsızlığı şu sözlerle dile getirir. "Neden benim camim ile ilgilenmeyip zamanını önemsiz işlerle harcarsın! Atam Sultan Mehmet Han'ın mimarı da sana örnek olarak yetmez mi?" Kanuni böylece hem adaşı hem meslektaşı olan Atik Sinan'a gönderme yapmıştır. Fatih Sultan Mehmet, Fatih Camii kubbesini dilediği kadar yüksek tutmadığı için ellerini bileklerinden kestirmiştir.
Koca Sinan ise "Saadetli padişahımın devletlerinde iki ayda tamam olur inşallah" der. Kanuni bu söze pek itibar etmez ve " iki ayda tamam olmasın görüşürüz" der. Saray içinde Mimar Sinan'ın bu olaydan sonra aklını kaçırdığı, cinnet geçirdiği gibi söylentiler yayılır. Ancak büyük bir tevekkülle kendine inanan Sinan gece gündüz demeden uğraşır ve iki ayda camiyi tamamlar. Mimar Sinan
eseri Tezkiretü'l Bünyan'da bu hadiseden bahseder ve Kanuni'ye burada içerlediğini söyler.
Kanuni başarısından ötürü cami açma şerefini Sinan'a verir ve anahtarı Sinan'a uzatır. İslam dünyasının en görkemli eserlerini ortaya koyan Sinan öyle mütavazidir ki bu daveti affını dileyerek reddeder ve Sultanıım Ahmet Karahisarı bu muhteşem hatlar için gözlerini feda etti son hattın son harfinde gözünün feri söndü ağma kaldı bu şeref onundur der. Süleymaniye Külliyesi; cami, hamam, darül kura, darül şifa, imaret, medreseler ve türbeden oluşur. 275 çalışanı ile hizmete açılmıştır. 10 şerefeden yıllarca ezanlar okunmuştur. İslam kültürünün bir parçası
haline gelmiştir. Mimar Sinan ustalık eserim dediği ve İstanbul'un en görkemli camisi bu şekilde hizmete girdi. Bu noktada yanlış bilinen bir şeye deyineceğim herkes bu caminin kalfalık eseri olduğunu Selimiye'nin ustalık eseri olduğunu söyler. Hayır Mimar Sinan Tezkiretü'l Bünyan'da Şehzade Cami kalfalık Süleymaniye ustalık Selimiye ise bütün birikimini ustalığının zirvesini yaptğını söyler.
Mimar Sinan bu şaheserine bir imza atmaz ve
Kanuni'nin Türbeni buraya yapalım teklifini geri çevirir Süleymaniyenin gölgesine mütavazi bir mezarda derin uykusunu çekilir. Öyleki burası Süleymaniye Külliyesine havadan bakıldığında sağ alt köşede olduğu görülür. Tablolarda olduğu gibi Sinan en sevdiği eserine kendi imzasını bu şekil atmıştır.
Bir mimarlık harikası olan ve İstanbul silüetnin simgesi olan Süleymaniye Camii ve Külliyesi islami dünyası için çok öenm arz eder islam biliminin, islamiyetin zirvesini temsil eder. Çünkü en büyük kubbe Ayasofya'nındır ve hristiyan kesimin övündüğü bir yapıdır.
Süleymaniye ise şimdi o eski günlerini tekrar aramakta insanların müze ziyareti değilde bir yaşam alanı içerisinde Süleymaniye'ye gelmesini bekliyor.
Yazan ve fotoğraflar: Fevzi Telli
not:fotoğraflar ve yazı izin alındığı takdirde kullanılabilir.Daha fazla Süleymaniye fotoğrafları aşağıdaki albümdedir
.
Süleymaniye Fotoğrafları
Son sözü ise Yahya Kemal'e bırakalım.
SÜLEYMANİYE'DE BİR BAYRAM SABAHI
Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye'de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeğe yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesleridir.
Bir geliş var!.. Ne mübarek, ne garib alem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayaletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.
Bu sukünette karıştıkca karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilahi yapıya.
Tanrının mabedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.
Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.
En güzel mabedi olsun diye en son dinin
Budur öz şekli hayal ettiği mimarının.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsi tepeyi;
Taşımış harcını gazileri, serdarıyle,
Taşı yenmiş nice bin işcisi, mimarıyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevi bir kapı açmiş buradan gökyüzüne,
Taa ki geçsin ezeli rahmete ruh orduları..
Bir neferdir bu zafer mabedinin mimari.
Ulu mabed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir varisin olmakla bügün mağrurum;
Bir zaman hendeseden abide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhura bakarken şimdi,
Senelerden beri ru'yada görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.
Dili bir, gönlü bir, imanı bir insan yığını
Görüyor varliğının bir yere toplandığını;
Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;
Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i
Ne kadar saf idi siması bu mu'min neferin!
Kimdi? Banisi mi, mimarı mı ulvi eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,
Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;
Vatanın hem yaşıyan varisi hem sahibi o,
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.
Karşı dağlarda tutuşmus gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.
Çok yakından mı bu sesler, cok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;
Şimdi her merhaleden, taa Beyazıd'dan, Van'dan,
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,
Dinliyor hepsi büyük hatıralar rüzgarını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:
Kosva'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı?
Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi
Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?
Ulu mabedde karıştım vatanın birliğine.
Çok sükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine
Yaşıyanlarla beraber bulunan ervahı.
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı.
Şehr-i İstanbul Facebook Sayfasını
14 Haziran 2013 Cuma
İstanbul'da Prens Konakları: ADALAR
Adalar (F.telli)
İstanbul'da yaşayıpta Adalar'ı görmemek çok büyük bir kayıptır. Eşsiz güzelliğinin yanısıra İstanbul'a yakın olması, mazot kokusundan uzak, denizin ve ormanın iç içe, tarihi yapıların gölgesinde büyüleyici bir yerdir Adalar. Türkiye'de bir Mardin'de gördüğümüz folklörlerin bir arada kardeş yaşantısını burada da görmemiz mümkün. Ada halkı içinde Rumlar ağırlıkta olmakla beraber son yıllarda nufüsları bir hayli azalmıştır. Bunda gerek yeni nesillerin Adalarda yaşamaması gerek ise beklenen İstanbul depreminde büyük ölçüde etkilenecek olması gösterilebilir.
Adalar'ın geçmişinden günümüze uzandığımızda ise tarihi kaynaklarda birçok isimle anıldığını görürüz bunlardan bazıları: Evliya adaları Kesiş adaları, Ruh adaları, Cin adaları, Halka adalari, Prens adaları, Kızıl adalar gibi. Genel olarak Türkler Adalar olarak telafuz etse de turistler arasında ve Bizans döneminde de sıklıkça kullanılan ismi Prens Adaları'dır. Prens Adaları denmesinin nedeni kuşkuşuzki birçok prense ev sahipliği yapmasıdır. Anacak bu prenslerin bazısı yazlık niyetine kullandıysa da daha çok buralara sürgün niyetine gönderilip ve buradan hiç çıkamayarak öldükleri de rivayet edilir. Bizans'ın kendi içinde hanedanlığın çok el değiştirmesi, taht kavgaların bir hayli fazla olması bir çok prens adayının da talihini karartmıştır elbette ancak isimlerinin sonsuza
kazımışlardır. Adalar diyoruz kaç adadan oluşur, isimleri nelerdir? Dokuz adadan oluşur bunlar; Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Kaşıkadası, Tavşanadası, Yassıada, Sivriada.
Adaların hepsine tek tek şimdilik malesef değinemeyeceğim. Aralarında en meşhuru ve en büyük olan Büyükada konumuzu oluşturacak.
Büyükada (F.Telli 2013)
Büyükada
Tarihte birçok isimle anıldığı görülür yazımızın başında belirttiğimiz isimlerin birçoğu
bu ada için söylenir. Ancak Rumların Megale(Büyük) dedikleri bilinir. 1930 da bulunan İskender Dönemi'ne ait sikkeler adanın tarihine de ışık tutmaktadır. Bu sikkeleri istanbul Arkeoloji Müzesin'de görebilirsiniz. Adanın tarihi ahşap evlerinin bu evlerin arasından geçen faytonların görüntüsü zaman makinesinden çıkmış hissi uyandırır.
Aya Yorgi (F.Telli 2013)
Adada bilindik üç tane manastır vardır bunlar: Aya Yorgi, Aya Nikolas, Hristos Manastırı. İçlerinden Aya Yorgi'ye ayrıca bir parantez açacağız. Hristiyanlığın haç varifesinin yarısıdır bu kiliseye gitmek diğer yarısı ise Meryem Ana Kilisesi'dir. 23 Nisan ve 24 Eylul tarihlerinde giderseniz insanların ellerinde ip bobinleri çıplak ayakla tepeye tırmanışını izlersiniz. Oldukça renki bir ayine
tanık olursunuz. Çıkılması güç dik bir tepeye yapılan bu kilise yürümek bir hayli zordur. Ancak tepeye çıkmayı başarıp soluk soluğa etrafa bakındığınızda hayretler içinde kalacağınız bir manzara ve kilise içerisinde muazzam
ikonografilerle karşılaşacaksınız. Kilise'nin tarihine açıkçası çok değinmek istemiyorum çünkü birçok kere yapılıp yıkılmış, eski yeni iç içe günümüze gelen bir yapı topluluğu mevcut. Hristiyanlar için neden bu kadar kutsal bu mekan çünkü çok daha görkemli kiliseler mevcut. Bu noktada karşımıza bir efsane çıkar. Efsaneye göre manastırın ikonografileri çok meşhur. Adanın işgal
altında olduğu bir dönemde manastırın papazları buradaki ikonografileri (mızrak ile muhtemelen titan öldüren Saint George ikonografiside dahildir) toprağa gömer. Buraya gelen düşman askerleri talan ederler ama ikonografiler bulunmaz. Bu noktada her efsanenin arkasında bir gerçeklik payı vardır. Haçlı ordusu İstanbul'a girince bu şekilde kilise, manastır yağmaları görülmüştür. Aya Sofya buna en büyük örnektir çünkü Katolik ve Ortodokslar'ın düşman oldukları bir zaman dilimidir. Aradan yıllar geçer artık ne manastır bilinir orada ne de giden ama bir gün adanın fakir mi fakir çobanın rüyasına Aziz Aya Yorgos girer ve ona tepeye çıkmasını çan sesinin duyduğun yerde toprağı kazıp ikonografileri çıkarıp manastırı kurmasını söyler. Çoban ilk aldırış etmez ama aynı rüyayı arka arkaya görünce dayanamaz tepeye çıkmaya karar verir
ayakkabıları dahi olmayan çoban çıplak ayaklarıyla tepeye çıkar ve çan sesini duyar toprağı kazdığında ikonografileri bulur. Aya Yorgi manastırı adını bu azizdden alır işte.
Çıplak ayakla ve kimseyle konuşmadan tepeye çıkma ritüeli de bu efsane ile ilgilidir. Bu arada tepeye çıkıp dilek tutmak gibi batıl inançların yoğunluktadır. At meydanında dilek tutmak için seyyar satıcılar bekler ancak son gördüğümde bunlar yoktu ip ile çıkmakta yasaklanmış. İp ile çıkanın bahtı açılırmış.
Adanın diğer bir yapısı ise oldukça ilginçtir ve dünyanın bilindik monografik en büyük ahşap yapısı olarak bilinen Rum Yetimhanesi'dir. 1898-1899 otel olarak yapılmış ancak gerekli izinler alınamayınca olmamış. Eleni Zarifi adında bir Rum burayı satın almıştır. 1903 yetimhane olarak kullanılmaya başlanmış oldukça zaman içinde farklı amaçlar içinde kullanılmış yetimhane Heybeliada'ya taşınmış 1960'ta ise kaderine terkedilmiştir. Ancak bu görkemli ahşap yapının kulaktan kulağa gelen bir söylentisi vardır. Şöyle ki burada çıkan bir yangın sonucu yangından kaçan bir çocuğun kuyuya düşmesi ve bulunmaması çocuğun ölüme terkedilmesidir. Kuyudan o çocuğun çığlık seslerinin geldiği söylenir. Ahşap olması, heybetli olması ve klasik korku filmlerinde çok kullanılan bir figür olması da insanın burası hakkında efsaneler üretmesinin zor olmaması gerek.
Büyükada bile değinilecek birçok eser kitaplar yazılacak kadar bir cevhere sahiptir. O yüzden kısa tutmaya çalıştım. Büyükadaya artık birçok yerden vapur seferleri düzenlenmektedir. Ayrıntılı bilgi Adalar Kaymakamlığı resmi sitesinden bakılabilir.
Adalar ile ilgili olumsuz görüşüm ise faytonların aşaırı pahalı olmasıdır. Zira İstanbul'u Tuzla -Büyükçekmece arasını taksi ile gitmek daha ucuzdur. Ayrıca atlara binen yükün haddinden çok fazla olması ve yayan bisiklet kullanıcalarının hayatını tehlikeye atmasıda cabasıdır. Atların pisliğinden oluşan koku ise son yıllarda önelnilmeye çalışılmıştır. Ancak benim tavsiyem artık elektrikli faytona geçilmesidir.
Aşağıda Aya Yorgi'den çektiğim kareler ve menzarası
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Bunlarda yol boyu çekilmiş fotoğraflar
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Fevzi Telli 2013
Yazan ve fotoğraflar: Fevzi Telli
not: ritüel, kilise içi, ruhban okulu fotoğrafları anonim olarak alınmıştır.
Şehr-i İstanbul Facebook Sayfasını
Daha Yeni Kayıtlar
Önceki Kayıtlar
Ana Sayfa
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
Fatih'in Ayasofya'da Kıldırdığı İlk Namazda Kabe'yi Görmesi
Ayasofya Fatih sultan Mehmed İstanbul'u fethettikten sonra , ilk cuma namazını Ayasofya'da kılmak için kilisenin derhal camiye ...
İstanbul'da Sır Dolu Bir Taş: ÇEMBERLİTAŞ
Çemberlitaş Çemberlitaş, Beyazıt'tan Sultanahmet'e Yeniçeri caddesinden doğru inerken, o dar tarihi caddenin sol kısmından iler...
İstanbul'da Kuşların Sevmediği Camii: Kuşkonmaz Camii (Şemsi Ahmet Paşa Camii)
Kuşkonmaz Camii Şemsi Ahmet Paşa Camii: Yavuz Sultan Selim'in doldurduğu hazinenin Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar...
İstanbul'un Efsanevi Kızı: KIZ KULESİ
Kız Kulesi İstanbul silüetinin olmazsa olmazlarındandır Kız Kulesi.. Ve arkasında tarihi yarım adadan yükselen minareler kuleler... İst...
Yedi Tepe Üzerine Kurulan Şehir: İSTANBUL
Yedi Tepe İstanbul Yedi Tepe İstanbul: İstanbul'un yedi tepe üzerinde kurulduğu ve geliştiğini bilmeyen yoktur. Ancak İstanbul'u...
İstanbul'da Bir Çini Müzesi: RÜSTEM PAŞA CAMİİ
Ferhat Paşa Camii Kanuni Sultan Süleyman'ın biricik kızı Mihrimah Sultan'ın kocası olan Rüstem Paşa adına Mimar Sinan'a yap...
İstanbul'da Mimar Sinan Şaheseri: SÜLEYMANİYE CAMİİ
Yıkmak insanlara yapmak gibi kıymet mi verir, Onu en çolpa herifler de emin ol becerir. Sade sen gösteriver 'işte budur kubbe...
AYASOFYA EFSANELERİ
Ayasofya ile ilgili o kadar çok rivayet var ki ama benim aklımda sadece birkaçı Ayasofya'yı her gördüğümde bir film şeridi gibi gözüm...
Avrupa İle Asya'nın Buluştuğu Nokta: Boğaz Köprüsü
Boğaz Köprüsü Son elli yılda İstanbul'a kazandırılan en iyi mimari eser hangisi deseler kuşkusuz "Boğaz Köprüsü" derim. ...
Kadıköy'de Ayrılıklara Tanık Bir Çeşme: AYRILIK ÇEŞMESİ
Ayrılık Çeşmesi Tarihi yarımadanın karşısına geçelim efsaneye göre "Körler Şehri" Bizans'a göre Khalkedon olan Kadıköy...
İzle
FACEBOOK SAYFAMIZ
Arşivim
▼
2013
(5)
▼
Ekim
(1)
İstanbul'da Hayaller Sahnesi: İSTANBUL OYUNCAK MÜZESİ
►
Eylül
(1)
İstanbul'da Mimar Sinan Şaheseri: SÜLEYMANİYE CAMİİ
►
Haziran
(1)
İstanbul'da Prens Konakları: ADALAR
►
Mayıs
(1)
►
Ocak
(1)
►
2012
(3)
►
Ağustos
(1)
►
Nisan
(1)
►
Mart
(1)
►
2011
(29)
►
Kasım
(2)
►
Ekim
(1)
►
Ağustos
(4)
►
Temmuz
(9)
►
Haziran
(13)
Blogu nasıl buldunuz?
İletişim
EVZİ
ELLİ
fevzitelli@hotmail.com
fevzitelli@hotmail.com
Favori Bloglar
antropoloji.blogspot.com.tr
HAFiF MUTFAK
İstanbul
Labels 1
1929 kışı
(1)
1954 kışı
(1)
1970-1980 İstanbul
(1)
40 yıl önce istanbul
(1)
Adalar
(1)
Adalar tarihi
(1)
adalet kasrı
(1)
adalet kasrı nerede
(1)
Adalet kulesi ve amacı. kubbealtı yapıları
(1)
ahi çelebi cami eminönü
(1)
ahi çelebi camii
(1)
ahi çelebi camii efsanesi
(1)
ahi çelebi camii tarihi
(1)
ahmet ağa çeşesi
(1)
Akşemsettin Ebu Eyüp El Ensariyi nasıl buldu
(1)
Akşemsettin ve Eyüp Sultan
(1)
Avrupa ve Asya'yı buluşturan köprü: Boğaz Köprüsü
(1)
Aya Yorgi
(1)
Aya Yorgi efsanesi
(1)
ayafosya ve imparator Justinianos
(1)
Ayasofya efsaneleri
(2)
ayasofya efsaneleri 2
(1)
Ayasofyada ilk Cuma Namazı
(1)
ayasofyanın kaybolan mimarı
(1)
ayasofyanın kubbesinin yıkılması çatlaması hikayesi
(2)
Ayasofyanın yapılış hikayesi
(1)
ayasofyanın yönünü kıbleye çevrilmesi
(1)
ayrılık çeşmesi
(1)
ayrılık çeşmesi kadıköy
(1)
Beyazıt Kulesi
(1)
Beyazıt Kulesi tarihi
(1)
Beyazıt Yangın Kulesi
(1)
Beyazit Yangin Kulesi
(1)
bizans kilisesi
(1)
Boğaz köprüsü
(1)
boğaz köprüsü sallanması
(1)
boğaz köprüsü tarihi
(1)
boğazı geçiş
(1)
boğazın buz tuttuğu kışlar
(1)
Burgazada
(1)
Büyükada
(1)
Büyükada resimler
(1)
cafer ağa medresesi
(1)
cafer ağa medresesi tarihi
(1)
canım istanbul
(1)
canım istanbul ibrahim sadri
(1)
cemberlitas
(1)
çemberlitaş
(1)
çemberlitaş efsanesi
(1)
çemberlitaşın tarihi
(1)
denizden boğaza bakmak
(1)
elin oğlu
(1)
elin oğlu iletişim
(1)
elin oğlu nasıl gidilir
(1)
Elin oğlu nerede
(1)
elin oğluna gitmek istiyorum
(1)
elin oğluna konuk olma
(1)
Elin oğluna nasıl gidilir
(1)
en soğuk istanbul kışları
(1)
Eski Beyazıt
(1)
Eski Eminönü
(1)
Eski İstanbul
(1)
eski istanbul pazarı çarşıları
(1)
Evliya Çelebi'yi Seyyah Yapan AHİ ÇELEBİ CAMİİ"Seyahat ya Resullah
(1)
Eyüp Sultan Camii
(1)
Eyüp Sultan Türbesi
(1)
fatih cami
(1)
fatih cami hamamı efsanesi
(1)
fatih ve rum arasındaki adalet olayı
(1)
Fatih'in Ayasofya'da Kıldırdığı İlk Namazda Kabe'yi Görmesi
(1)
galata kulesi
(1)
galata kulesi tarihi
(1)
galata kulesi ve hezarfen ahmet çelebi
(1)
Haydarpaşa Garı
(1)
Haydarpaşa Garı tarihi
(1)
Haydarpaşa tarihi
(1)
Heybeliada
(1)
HÜSEYİN AĞA CAMİ
(1)
HÜSEYİN AĞA CAMİİ
(1)
ibrahim sadri
(1)
isa2nın kadehi ve çemberlitaş
(1)
İstanbul Boğazı'na Denizden Bakmak
(1)
İstanbul Eyüp'te Parlayan İslam Işığı: EBU EYÜP EL ENSARİ
(1)
İstanbul için söylenen sözler
(1)
istanbul kısa film
(1)
İstanbul kışları
(1)
istanbul nostalji
(1)
İstanbul oyuncak müzesi
(1)
istanbul oyuncak müzesi resimleri
(1)
İstanbul sözleri
(1)
istanbul ve deniz
(1)
İstanbul'da Adalet Sancağı: ADALET KULESİ
(1)
İstanbul'da Sır Dolu Bir Taş: ÇEMBERLİTAŞ
(1)
İstanbul'u 5 Dakikaya Sığdıran Kısa Film
(1)
İstanbul'un Kurucularını Bünyesinde Barındıran Cami: FATİH CAMİİ
(1)
istanbulun yedi teopesi neresidir
(1)
istanbulun yedi tepe efsanesi
(1)
istanbulun yedi tepesi
(1)
kadıköy ayrılık çeşmesi
(1)
Kanlı Kilise
(1)
Kınalıada
(1)
Kız kulesi
(1)
kız kulesi efsaneleri
(1)
kız kulesi tarihi
(1)
komutanlar istanbul için ne demiş
(1)
Konstantin ve fatih sultan mehmet
(1)
kuşkonmaz cami hikayesi
(1)
kuşkonmaz cami neden kuş konmuyor
(1)
Kuşkonmaz Camii
(1)
mihrimah ve rüstem paşa
(1)
Mimar sinan
(1)
mimar sinan nargile akustik ayarlaması
(1)
Mimar Sinan ile Nazım Hikmet'i Buluşturan Cami: HÜSEYİN AĞA CAMİİ
(1)
mimar sinan medreseleri
(1)
mimar sinan nazım hikmet
(1)
mimar sinan süleymaniye cami
(1)
mimar sinan ve caferağa medresesi
(1)
Moğollar'ın Meryemi Kilisesi
(1)
n.fazıl kısakürek caım istanbul şiiri
(1)
nazım hikmet ve cami
(1)
Nolstaljik İstanbul ve Eski İstanbul Sakinleri
(1)
nostaljik İstanbul
(1)
oruç baba efsaneleri
(1)
Oruç Baba kimdir
(1)
oruç babanın adı
(1)
oruç babanın hayatı
(1)
oyuncak müzesi fotoğrafları
(1)
oyuncak müzesi nerede
(1)
oyuncak müzesi sunay akın
(1)
Panaia Muhliotissa
(1)
Rum yetimhanesi
(1)
Rüstem Paşa cami çinleri
(1)
Rüstem Paşa Camii
(1)
rüstem paşa camii tahtakele
(1)
rüstem paşa ve mimar sinan
(1)
Soğukkuyu sokağı cafer ağa medresesi
(1)
söğütlü çeşme
(1)
süleymaniye cami efsaneleri
(1)
süleymaniye cami sırları
(1)
süleymaniye cami tarihi
(1)
Süleymaniye camii
(1)
şamsi ahmet paşa cami
(1)
şemsi ahmet paşa cami nerdedir hikayesi nedir
(1)
şemsi ahmet paşa camii tarihi
(1)
veysel gençten istanbul
(1)
Yangın Kulesi
(1)
Yangın kulesi tarihi
(1)
yedi tepe istanbul
(1)
Yenikapı adı nerden geliyor?
(1)
Yenikapı efsanesi
(1)
Yenikapı kazısı
(1)
Yenikapı ve 4. Murat
(1)
etiket bulutu
1929 kışı
1954 kışı
1970-1980 İstanbul
40 yıl önce istanbul
Adalar
Adalar tarihi
adalet kasrı
adalet kasrı nerede
Adalet kulesi ve amacı. kubbealtı yapıları
ahi çelebi cami eminönü
ahi çelebi camii
ahi çelebi camii efsanesi
ahi çelebi camii tarihi
ahmet ağa çeşesi
Akşemsettin Ebu Eyüp El Ensariyi nasıl buldu
Akşemsettin ve Eyüp Sultan
Avrupa ve Asya'yı buluşturan köprü: Boğaz Köprüsü
Aya Yorgi
Aya Yorgi efsanesi
ayafosya ve imparator Justinianos
Ayasofya efsaneleri
ayasofya efsaneleri 2
Ayasofyada ilk Cuma Namazı
ayasofyanın kaybolan mimarı
ayasofyanın kubbesinin yıkılması çatlaması hikayesi
Ayasofyanın yapılış hikayesi
ayasofyanın yönünü kıbleye çevrilmesi
ayrılık çeşmesi
ayrılık çeşmesi kadıköy
Beyazıt Kulesi
Beyazıt Kulesi tarihi
Beyazıt Yangın Kulesi
Beyazit Yangin Kulesi
bizans kilisesi
Boğaz köprüsü
boğaz köprüsü sallanması
boğaz köprüsü tarihi
boğazı geçiş
boğazın buz tuttuğu kışlar
Burgazada
Büyükada
Büyükada resimler
cafer ağa medresesi
cafer ağa medresesi tarihi
canım istanbul
canım istanbul ibrahim sadri
cemberlitas
çemberlitaş
çemberlitaş efsanesi
çemberlitaşın tarihi
denizden boğaza bakmak
elin oğlu
elin oğlu iletişim
elin oğlu nasıl gidilir
Elin oğlu nerede
elin oğluna gitmek istiyorum
elin oğluna konuk olma
Elin oğluna nasıl gidilir
en soğuk istanbul kışları
Eski Beyazıt
Eski Eminönü
Eski İstanbul
eski istanbul pazarı çarşıları
Evliya Çelebi'yi Seyyah Yapan AHİ ÇELEBİ CAMİİ"Seyahat ya Resullah
Eyüp Sultan Camii
Eyüp Sultan Türbesi
fatih cami
fatih cami hamamı efsanesi
fatih ve rum arasındaki adalet olayı
Fatih'in Ayasofya'da Kıldırdığı İlk Namazda Kabe'yi Görmesi
galata kulesi
galata kulesi tarihi
galata kulesi ve hezarfen ahmet çelebi
Haydarpaşa Garı
Haydarpaşa Garı tarihi
Haydarpaşa tarihi
Heybeliada
HÜSEYİN AĞA CAMİ
HÜSEYİN AĞA CAMİİ
ibrahim sadri
isa2nın kadehi ve çemberlitaş
İstanbul Boğazı'na Denizden Bakmak
İstanbul Eyüp'te Parlayan İslam Işığı: EBU EYÜP EL ENSARİ
İstanbul için söylenen sözler
istanbul kısa film
İstanbul kışları
istanbul nostalji
İstanbul oyuncak müzesi
istanbul oyuncak müzesi resimleri
İstanbul sözleri
istanbul ve deniz
İstanbul'da Adalet Sancağı: ADALET KULESİ
İstanbul'da Sır Dolu Bir Taş: ÇEMBERLİTAŞ
İstanbul'u 5 Dakikaya Sığdıran Kısa Film
İstanbul'un Kurucularını Bünyesinde Barındıran Cami: FATİH CAMİİ
istanbulun yedi teopesi neresidir
istanbulun yedi tepe efsanesi
istanbulun yedi tepesi
kadıköy ayrılık çeşmesi
Kanlı Kilise
Kınalıada
Kız kulesi
kız kulesi efsaneleri
kız kulesi tarihi
komutanlar istanbul için ne demiş
Konstantin ve fatih sultan mehmet
kuşkonmaz cami hikayesi
kuşkonmaz cami neden kuş konmuyor
Kuşkonmaz Camii
mihrimah ve rüstem paşa
Mimar sinan
mimar sinan nargile akustik ayarlaması
Mimar Sinan ile Nazım Hikmet'i Buluşturan Cami: HÜSEYİN AĞA CAMİİ
mimar sinan medreseleri
mimar sinan nazım hikmet
mimar sinan süleymaniye cami
mimar sinan ve caferağa medresesi
Moğollar'ın Meryemi Kilisesi
n.fazıl kısakürek caım istanbul şiiri
nazım hikmet ve cami
Nolstaljik İstanbul ve Eski İstanbul Sakinleri
nostaljik İstanbul
oruç baba efsaneleri
Oruç Baba kimdir
oruç babanın adı
oruç babanın hayatı
oyuncak müzesi fotoğrafları
oyuncak müzesi nerede
oyuncak müzesi sunay akın
Panaia Muhliotissa
Rum yetimhanesi
Rüstem Paşa cami çinleri
Rüstem Paşa Camii
rüstem paşa camii tahtakele
rüstem paşa ve mimar sinan
Soğukkuyu sokağı cafer ağa medresesi
söğütlü çeşme
süleymaniye cami efsaneleri
süleymaniye cami sırları
süleymaniye cami tarihi
Süleymaniye camii
şamsi ahmet paşa cami
şemsi ahmet paşa cami nerdedir hikayesi nedir
şemsi ahmet paşa camii tarihi
veysel gençten istanbul
Yangın Kulesi
Yangın kulesi tarihi
yedi tepe istanbul
Yenikapı adı nerden geliyor?
Yenikapı efsanesi
Yenikapı kazısı
Yenikapı ve 4. Murat
1929 kışı
(1
1954 kışı
(1
1970-1980 İstanbul
(1
40 yıl önce istanbul
(1
Adalar
(1
Adalar tarihi
(1
adalet kasrı
(1
adalet kasrı nerede
(1
Adalet kulesi ve amacı. kubbealtı yapıları
(1
ahi çelebi cami eminönü
(1
ahi çelebi camii
(1
ahi çelebi camii efsanesi
(1
ahi çelebi camii tarihi
(1
ahmet ağa çeşesi
(1
Akşemsettin Ebu Eyüp El Ensariyi nasıl buldu
(1
Akşemsettin ve Eyüp Sultan
(1
Avrupa ve Asya'yı buluşturan köprü: Boğaz Köprüsü
(1
Aya Yorgi
(1
Aya Yorgi efsanesi
(1
ayafosya ve imparator Justinianos
(1
Ayasofya efsaneleri
(2
ayasofya efsaneleri 2
(1
Ayasofyada ilk Cuma Namazı
(1
ayasofyanın kaybolan mimarı
(1
ayasofyanın kubbesinin yıkılması çatlaması hikayesi
(2
Ayasofyanın yapılış hikayesi
(1
ayasofyanın yönünü kıbleye çevrilmesi
(1
ayrılık çeşmesi
(1
ayrılık çeşmesi kadıköy
(1
Beyazıt Kulesi
(1
Beyazıt Kulesi tarihi
(1
Beyazıt Yangın Kulesi
(1
Beyazit Yangin Kulesi
(1
bizans kilisesi
(1
Boğaz köprüsü
(1
boğaz köprüsü sallanması
(1
boğaz köprüsü tarihi
(1
boğazı geçiş
(1
boğazın buz tuttuğu kışlar
(1
Burgazada
(1
Büyükada
(1
Büyükada resimler
(1
cafer ağa medresesi
(1
cafer ağa medresesi tarihi
(1
canım istanbul
(1
canım istanbul ibrahim sadri
(1
cemberlitas
(1
çemberlitaş
(1
çemberlitaş efsanesi
(1
çemberlitaşın tarihi
(1
denizden boğaza bakmak
(1
elin oğlu
(1
elin oğlu iletişim
(1
elin oğlu nasıl gidilir
(1
Elin oğlu nerede
(1
elin oğluna gitmek istiyorum
(1
elin oğluna konuk olma
(1
Elin oğluna nasıl gidilir
(1
en soğuk istanbul kışları
(1
Eski Beyazıt
(1
Eski Eminönü
(1
Eski İstanbul
(1
eski istanbul pazarı çarşıları
(1
Evliya Çelebi'yi Seyyah Yapan AHİ ÇELEBİ CAMİİ"Seyahat ya Resullah
(1
Eyüp Sultan Camii
(1
Eyüp Sultan Türbesi
(1
fatih cami
(1
fatih cami hamamı efsanesi
(1
fatih ve rum arasındaki adalet olayı
(1
Fatih'in Ayasofya'da Kıldırdığı İlk Namazda Kabe'yi Görmesi
(1
galata kulesi
(1
galata kulesi tarihi
(1
galata kulesi ve hezarfen ahmet çelebi
(1
Haydarpaşa Garı
(1
Haydarpaşa Garı tarihi
(1
Haydarpaşa tarihi
(1
Heybeliada
(1
HÜSEYİN AĞA CAMİ
(1
HÜSEYİN AĞA CAMİİ
(1
ibrahim sadri
(1
isa2nın kadehi ve çemberlitaş
(1
İstanbul Boğazı'na Denizden Bakmak
(1
İstanbul Eyüp'te Parlayan İslam Işığı: EBU EYÜP EL ENSARİ
(1
İstanbul için söylenen sözler
(1
istanbul kısa film
(1
İstanbul kışları
(1
istanbul nostalji
(1
İstanbul oyuncak müzesi
(1
istanbul oyuncak müzesi resimleri
(1
İstanbul sözleri
(1
istanbul ve deniz
(1
İstanbul'da Adalet Sancağı: ADALET KULESİ
(1
İstanbul'da Sır Dolu Bir Taş: ÇEMBERLİTAŞ
(1
İstanbul'u 5 Dakikaya Sığdıran Kısa Film
(1
İstanbul'un Kurucularını Bünyesinde Barındıran Cami: FATİH CAMİİ
(1
istanbulun yedi teopesi neresidir
(1
istanbulun yedi tepe efsanesi
(1
istanbulun yedi tepesi
(1
kadıköy ayrılık çeşmesi
(1
Kanlı Kilise
(1
Kınalıada
(1
Kız kulesi
(1
kız kulesi efsaneleri
(1
kız kulesi tarihi
(1
komutanlar istanbul için ne demiş
(1
Konstantin ve fatih sultan mehmet
(1
kuşkonmaz cami hikayesi
(1
kuşkonmaz cami neden kuş konmuyor
(1
Kuşkonmaz Camii
(1
mihrimah ve rüstem paşa
(1
Mimar sinan
(1
mimar sinan nargile akustik ayarlaması
(1
Mimar Sinan ile Nazım Hikmet'i Buluşturan Cami: HÜSEYİN AĞA CAMİİ
(1
mimar sinan medreseleri
(1
mimar sinan nazım hikmet
(1
mimar sinan süleymaniye cami
(1
mimar sinan ve caferağa medresesi
(1
Moğollar'ın Meryemi Kilisesi
(1
n.fazıl kısakürek caım istanbul şiiri
(1
nazım hikmet ve cami
(1
Nolstaljik İstanbul ve Eski İstanbul Sakinleri
(1
nostaljik İstanbul
(1
oruç baba efsaneleri
(1
Oruç Baba kimdir
(1
oruç babanın adı
(1
oruç babanın hayatı
(1
oyuncak müzesi fotoğrafları
(1
oyuncak müzesi nerede
(1
oyuncak müzesi sunay akın
(1
Panaia Muhliotissa
(1
Rum yetimhanesi
(1
Rüstem Paşa cami çinleri
(1
Rüstem Paşa Camii
(1
rüstem paşa camii tahtakele
(1
rüstem paşa ve mimar sinan
(1
Soğukkuyu sokağı cafer ağa medresesi
(1
söğütlü çeşme
(1
süleymaniye cami efsaneleri
(1
süleymaniye cami sırları
(1
süleymaniye cami tarihi
(1
Süleymaniye camii
(1
şamsi ahmet paşa cami
(1
şemsi ahmet paşa cami nerdedir hikayesi nedir
(1
şemsi ahmet paşa camii tarihi
(1
veysel gençten istanbul
(1
Yangın Kulesi
(1
Yangın kulesi tarihi
(1
yedi tepe istanbul
(1
Yenikapı adı nerden geliyor?
(1
Yenikapı efsanesi
(1
Yenikapı kazısı
(1
Yenikapı ve 4. Murat
(1
Hakkımda
istanbul
Profilimin tamamını görüntüle
Duyurular
* Çok yakın zamanda sur dışı eserlerle döneceğim
* Ferhat Aslan'ın Efsane üzerine yaptığı seminer tarihlerini buradan öğrene bilirsiniz
* Ferhat Aslan İstanbul Efsanleri 28 Kasım Pazartesi TDK Vakfı saat 18.30
Facebook sayfamız çok yakında açılacaktır
Copyright 2010
İstanbul
Revive Red
Blogger template
by
Introblogger