Şehr-i İstanbul

1 Kasım 2011 Salı

Evliya Çelebi'yi Seyyah Yapan AHİ ÇELEBİ CAMİİ

Ahi Çelebi Camii
İstanbul'da bazı yapılar vardır ki hergün önünden geçer bakar ama göremezsin amma bir kere sırrına nail olduktan sonra gözlerini o yapıdan ayıramaz ve her geçtiğinde tekrar görmek istersin... İşte bu yapılara bir örnekte Ahi Çelebi Camii'dir. Eminönü'nde sahil şeridinde, Eminönü otobüs durakları ile İstanbul Ticaret Üniversitesi arasında kalır. Rüstem Paşa Camii ile karşılıklı komşudur. 
 Yapının banisi Ahi Çelebi Osmanlı'nın en parlak dönemlerine şahit olmuş; Fatih Sultan Mehmet, II. Beyazıt, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde yaşamış  zamanının önemli doktorlarındandır. İlk eğitimini babasından almış, Mahmutpaşa'da bir dükkanda doktorluk yapmıştır. Fatih Darüşşifası'nda baş hekimliği kadar yükselmiştir. Doksan yaşında çıktığı Hac yolculuğunun geri dönüşünde rahatsızlanarak Mısır'da vefat etmiştir. Mısır'da İmam Şafii türbesine defnedilmiştir.
 Ahi Çelebi'nin 1524'te ölmesi ve yapının bu tarihten önce yapılması Mimar Sinan eser olup olmaması yönünde tartışmalar doğurur. Ancak genel görüş Mimar Sinan'ın bu camiyi baştan sona onarıp yeni bir görünüm kazandırdığıdır. (Tuhfetü'l Mimarin Sai Çelebi ) Mimar Sinan caminin ilk mimarı olmasa da onu yeniden inşa eden mimardır.
 Ahi Çelebi Camii Evliya Çelebi için oldukça önem arzetmektedir. Meşhur Seyahatnamesi'nde buradan: "Yemiş İskelesi'nde helal malla yapılmış Mimar Sinan yapısı Ahi Çelebi Camii" diye bahseder.
  Evliye Çelebi için Ahi Çelebi Camii'yi önemli kılan ise gördüğü meşhur rüyanın burada geçmesidir. Evliya Çelebi 1040 Muharrem'inin aşure gecesinde, evinin köşesinde murat uykusuna yatar ve rüyasında kendinin Yemiş İskelesi yakınındaki eski bir cami olan Ahi Çelebi Camii'de bulduğunu anlatır. Rüyada caminin nurlu bir cemaatle dolduğunu görür. Evliya Çelebi, bu kalabalığın kimlerden oluştuğunu merak eder yanındaki zata (Okçuların Piri Sa'd İbni Vakkasi) sorar. O da Evliya Çelebi'ye caminin içindekileri tek tek gösterir, tanıtır ve kalabalığın peygamber ruhlarından evliya ve asfiye ruhlarından oluştuğunu anlatır. Hz. Ebubekir'i, Hz Ali'yi , Hz. Osman'ı, Hz. Ömer'i, Hz Veysel Karani'yi,Hz. Bilal-i Habeşi'yi, Hz. Hamza'yı, gösterir. O sırada Hz. Muhammed, sağında Hz. Hasan solunda Hz. Hüseyin ile birlikte camiye girer. Hz. Muhammed'in kıldırdığı sabah namazının ardından Evliya Çelebi Kuran-ı Kerim okur. Sonra yanındaki zat elinden tutar ve o meşhur sahne vuku bulur. Hz Muhammed'in elini öper ve "Şefaat ya Resullah" diyeceğine "Seyahat ya Resullah" der. Hz Muhammed tebessüm edip, "Allah'ım şefaati, seyahati ve ziyareti sağlık ve esinlikle kolaylaştır" der. Nurlu kalabalık camiden çıkar Çelebi uyanır. Böylece Evliya Çelebi'nin seyahat arzusu ateşlenir.



Ahi Çelebi Camii'nin mimarisine bakacak olursak oldukça farklı bir iç mimariye sahip olduğunu göreceğiz. Kapıdan içeri girdiğimizde caminin iki eşit bölümden oluştutğunu görürüz. İlk bölüm ayakkabılıkların bulunduğu "son camaat" bölümüdür. Burası altı kubbeden oluşmuş ve kemerli görünümüyle 
 akla hemen Karaköy'de ki Yeraltı Camii'yi getirir. İkinci kapıdan da girince basık kubbesi, küçük balkonuyla, renkli camları, minberi ve camlarıyla bir bütünlük sağlayan mihrabını görürüz.

 1653 yangınında, 1984 depreminde ağır hasar alan cami yakın zamana kadar harebe durumdaydı. Zemini kaymış, minaresi yıkılmış durumdaydı ve çelik kafeslerle ayakta durmaktaydı. 2005 yılında başlayan restarasyon çalışmaları 2007 yılında bitmiş ve ibadete açılmıştır. 2011 yılı itibariyle etrafı düzenlenmiş, arabaların etrafını sardığı o görünümünden kurtulmuş ve çok güzel bir çevreye sahip olmuştur. İstanbul'a yolu düşenin muhakkak uğradığı yerdir Eminönü, yolunuz bir daha düşerse uğramanızı öneririm...










Fotoğraflar: Serdar AKYOl, Fevzi TELLi
Şehr-i İstanbul Facebook Sayfasını

1 yorum:

  1. Prefabik satışı ekibimiz ile bloğunuzu yakından takip ediyoruz. Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz ve bloğunuzdaki çalışmalarınızda başarılar dileriz.

    YanıtlaSil

 
Copyright 2010 İstanbul